üç yüzün üzerinde plak çıkaran sesigüzel, kırka yakın filmde de başrol oyuncusuydu. her daim sanatıyla ön planda oldu. tatlıses’in aksine, ne magazin basınına ne de politikaya malzeme olmadı. bunlar hep bilinen şeyler, gelin ben size, rahmetliye dair benim bir anımı anlatayım…
sanırım, doksan üç yahut dörttü. urfa il özel idare’de anap’ın dört eğiliminin milliyetçi kanadından kalma bir bürokrat, hilmi şahballı ve nuri sesigüzel’i konsere getirdi. biletlerin satışını da ülkücü gençlere tevdi etti. seksen sonrası ülkücü kesimin urfa’da bir kültür sanat faaliyeti olmadığı için biletler yoğun ilgi gördü…
konser başladığında protokol karşısındaki tribününün büyük kısmı ülkücü gençler tarafından doldurulmuştu. sair davetliler hatır gönül için geldiğinden, sayımız az olsa da salon hâkimiyeti tamamen bizdeydi. herkes yıllardır bu günü bekliyormuşçasına bozkurtlarla, sloganlarla salonu inletiyordu.
konserin ülkücülerin gövde gösterisine dönüşmesi sebebiyle protokoldeki rahatsızlık, karşı tribünden bile hissediliyordu. evvela, şahballı çıktı. türkülerini neredeyse bizim tarafa bakmadan okuyordu. “çırpınırdın karadeniz” için defalarca tempo tutmamıza rağmen oralı bile olmadan, suya sabuna dokunmayan bir repertuarla sahnesini tamamladı.
ardı sıra nuri sesigüzel sahnedeydi. aynı slogan ve tezahüratlarla karşılaşan sesigüzel bir süre şaşkınlık yaşadı. nihayet birkaç parça okuduktan sonra bizim tribüne doğru geldi. “bozkurt nuri…” tezahüratları da iyice arttı haliyle. kitle sanatçısı olmanın hassasiyetiyle gençleri kıramama arasında kalan sesigüzel, “benim yeğenim de sizden gençler, baştacısınız…” deyip orta yolu buldu. ardına da “ay yıldızlı bayrak için ben ölüm” diye uzun havaya başlayınca, tribün bayram yerine döndü…
hasılı nuri sesigüzel, o gün; bir cümle, bir türküyle, yüzlerce gencin eve mutlu dönmesini sağladı. mekanı cennet olsun…
#nurisesigüzel #urfa