"nerde o yiğitler ki gür
sesleri ülkeyi bürür,
'yürü!' dese dağlar yürür,
'dur!' dese kalpler dururdu?"
dört
nisan bin dokuz yüz doksan yedi'de, dünyadan göçen başbuğ alparslan
türkeş'in vefatının yirmi altıncı yıldönümü...
peki, aradan neredeyse
çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen onun hatıralarını böylesine canlı
tutan nedir? alparslan türkeş'i başbuğ yapan, sadece bir siyasi parti
lideri olması değil elbette... kısa süreli başbakan yardımcılığı yahut
parlamentoda uzun süre görev yapmış olması da bu durum için yeterli
sayılmaz.
o; bilge kağan'ın orhun kitabelerindeki 'senin ilini ve
töreni kim bozabilir' seslenişinin günümüzdeki yankısı, kefeniyle savaşa
katılan alparslan'ın serdengeçtiliğinin yirminci asır karşılığı, osman
bey'in cihan hakimiyeti mefkuresinin vârisi, fatih'in fenafil kızılelma
olmasının mukabili, ve nihayet şeyh şamil'in, enver paşa'nın, gazi
mustafa kemal atatürk'ün esaret karşısında ölümü tercih etmesindeki
kahramanlığın yansımadır.
üç bin yıldır türk milletinin içinde köz
halinde duran milliyetçiliği, yesevi dergahından aldığı közle harlayan
şahıstır, alparslan türkeş...
başbuğ alparslan türkeş; yusuf
akçura, ziya gökalp, maksudi aral ve atsız beğ'den aldığı bayrağı
anadolu'nun ücra köşelerine taşımış; yetmemiş, turan coğrafyasında
türk'ün yanında olmuştur.
yesevi'nin alperenleri neyse, başbuğ'un emriyle acunun dört bir yanında nizam-ı alem derdine düşenler de odur.
alparslan
türkeş çağının ilterişidir. türk milleti de ona başbuğ unvanını bu
sebeplele vermiştir. dünya durdukça ismi de duracaktır. mekanı cennet, ruhu şad olsun. tanrı türk'ü korusun...
ve biliyoruz ki, "ölurse ten ölür, canlar ölesi değil"
#başbuğtürkeş #alparslantürkeş
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder