5 Eylül 2024 Perşembe

 
annemi yedi yıl önce bugün, son kez gördüm, arkasında pek çok gizem bırakarak yumdu gözlerini. yedi yıl geçmesine rağmen çözemedim pek çok şeyi…

hala, her türlü kusuru görünmez kılan hoşgörüsünün kaynağı neydi bilemiyorum mesela. ya da hiç okula gitmemesine rağmen, bana anlattığı binbir gece masallarını, dede korkut hikayelerini ne zaman ezberlediğini de…

peki, yaşadığı coğrafyada bile artık kullanılmayan öztürkçe sözcükler, deyimler asya’nın içlerinden nasıl olup geldi onun ağzına? 

yine islamlığımızın üzerinden bin yılı aşkın süre geçmesine rağmen, bir kam ana gibi şifacılığı kimden öğrendi acaba? bir yanda  üzerlik yakar, kurşun dökerken, göğerden gök çadırlı hazretleri diye andığı yaratıcıyla ilişkisini sürdürüp diğer yanıyla ahmed rufai, abdülkadir geylani’yi nasıl benimsedi de mezcetti düşünce dünyasında? her hücresiyle nasıl inanmayı başardı şeksiz şüphesiz?

vatan olgusunu hangi kitabı okuyarak böylesine benimsedi. hangi doktrin ona katıksız bir türklük bilinci aşıladı da, pazarda türkçe konuşulmadığını gördüğü gün oturup ağladı yitip giden şehrine? 

ekonomi dersini nerede okudu bilmiyorum ama şahidim ki kıt kaynaklarla sofrasını hep açık tuttu sekiz çocuğun her ihtiyacını tastamam karşıladı, yetimi öksüzü gözetti.

belki kadim bilgilerin yazılı olduğu bir tılsımlı kitaba sahipti. gece el ayak çekilince oturup başına, kırklarla birlikte okurdu onu. ya da çok sevdiğim yeşilçam’da dendiği gibi benim annem bir melekti. kuvvetle muhtemeldir ki bizim biçare halimize acıyıp tanrı teala yolladı onu üstümüze. lakin çok dayanamadı da hasretine aldı yanına yedi yıl önce…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...