5 Nisan 2025 Cumartesi


dayım henüz beşikteyken anasını kaybetmiş. hayata onu koruyup kollayacak biri olmadan başlamış yani. tırnaklarıyla kazıyarak denir ya hani, sahiden öyle elde etmiş her şeyi. belki de bu sebeple hayatta tanıdığım en müdanasız adamdı. hiç kimseye eyvallahı yoktu. 


yiğitliğin raconunu bilirdi. gençliğinde gerektiğinde bileğine davranırmış ama ben kendimi bildiğimde daha sakinleşmişti. buna rağmen açılım sürecinin en patırtılı zamanında örgüt sempatizanı bir genci parkta elinden zor almışlardı. 


piç kurusu, dağda ölenlerin gömüldüğü yere “şehitlik” tabirini kullanınca camiden çıkmış parkta hava alan dayım, “şehit, bayrak namus uğruna ölenlere denir. sizinkiler bok yoluna geberdi. onların mezarına ancak bir değil, iki değil üç bulgur kazanı pislik yakışır” deyip boğazına sarılmıştı. 


bu olay yaşandığında dayım altmışı geride bırakmıştı. esasen dayım siyasete ve siyasilere inanmazdı. lakin yalın kılıç çıktığı hayat yolculuğunda uğruna kan dökülecek kutsalları vardı. vatan mefhumu da onlar arasındaydı.


cömertti. ama bugünün dünyasında anlamlandırabileceğimiz bir verme iştiyakı değildi bu. oturduğu ev ve etrafındakiler değişse de salonda upuzun bir sofra hep baki kaldı. o sofra çocukları, torunları, yeğenleri büyüttü. bir başına çıktığı hayat yolunda etrafına kocaman bir kalabalık topladı. 


ailemizde ilk araba alan da oydu. siyah steyşın toros’u her acı günde her hayırlı işte çeyrek asır boyunca başroldeydi.daha pek çok şey var yazılacak. fakat şu kesin ki biz bırak yerini doldurmayı tırnağı bile olamayız. koca yüreğinde yiğitlikle merhametin, cömertlikle adaletin yarış halinde olduğu bir aslanı kaybettik. mekanı cennet olsun ki inşallah öyledir…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...