5 Nisan 2023 Çarşamba


“makinalaşmak istiyorum!/ mutlak buna bir çare bulacağım/ ve ben ancak bahtiyar olacağım/ karnıma bir türbin oturtup/ kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!” n. hikmet


kanadalı yazar lucy maud montgomery’ın, tüm dünyada çok satan, yeşilin kızı anne romanından aynı isimle uyarlanan bir dizi var. montgomery, yirminci yüzyılın başında halifax’ta bir çiftlikte yaşayan iki kardeşin, kimsesizler yurdundan anne isimli bir kızı evlat edinmeleri ve devamında gelişen olayları anlatıyor…


hikaye, teknolojinin hayata henüz bu denli sirayet etmediği, tek tipleşmenin her alanda farklılıkları yutmadığı, günlük dertlerin doğa ile mücadeleden ibaret olduğu, insanın toprağa, suya, hayvanlara ve bitkilere camın gerisinden baktığı değil, temas ettiği, yani, günümüz için ütopik sayılabilecek bir dünyada geçiyor.


evet, bahsettiğim yaşamda bugünkü konforumuzun onda biri bile yok fakat bugün gitgide bizden uzaklaşan, hatta rahatın pahası olarak, vermek durumunda kaldığımız insanlık var. yirminci yüzyılda çalan tehlike çanlarını, mutluluk treninin kampanası sanan insanoğlu, kaybettiklerinin bedelinin ayırdına yeni yeni varıyor.


makinalaşmış insanoğlu bugün, anne’in adlarını dahi bilmediği imtiyazlara sahip; çok katlı apartmanlar, hızlı vasıtalar, bilgiye sınırsız erişim, mevsimsiz yiyecekler… ancak, anne’nin sahip olduğu pek çok şeyi ise kaybettik; doğayı, özgürlüğü, renkleri, samimiyeti ve insani değerleri... 


#anneofgreengables

#yeşilinkızıanne

#lucymaudmontgomery

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...