çocukluğumda pikniğe gidiyoruz yerine, dağa gidiyoruz derdik. ovanın bunaltıcı sıcağından kaçıp mağaraların serinliğine sığınma ihtiyacı, zamanla dile bu şekilde girmişti. urfalı erkekler dağa yatılı gider, bu süre zarfında yemeklerini kendilerini pişirirdi. gecenin sessizliğinde dağdan yayılan nağmeler kentin üstüne inerdi. babam kırklı yıllarda dedemle dağa gittiğini, bir dönem fatih terim’in mütemmim cüzü olan hemşehrimiz müfit erkasap’ın amcası durak erkasap’ın da onlara kazanla helva yaptığını anlatırdı.
benim dağa gitme maceramsa urfa’da “şıh maksut” adı verilen, ahmed yesevi’nin anadolu’nun islamlaşması için yolladığı alperenlerden şeyh mesut’un metfun bulunduğu selçukî tarzdaki türbesinin çevresinde yaptığımız pikniklerden ibaret. hafızamı zorladığımda türbe çevresinin bitki örtüsüyle kaplı olmadığını hatırlıyorum. fakat dilek tutup içinden geçilen delikli taş başta olmak üzere mistik atmosfer, urfa kadınları ve onların eteklerinden tutan biz çocukları kendine çekmeye yetiyordu.
şıh maksut çevresi anneler tarafından pek tekin görülmez, çocuklar bu hususta sıkı sıkı tembihlenirdi. bu kanının altında bölgenin sosyoekonomik geri kalmışlığı kadar adının hafızalarda bıraktığı iz de çok etkiliydi. türbenin yanı başındaki “kötüler” isimli mahalle şüphesiz, annelerin koruma içgüdülerinin fazla mesai yapmasına yetip artıyordu. aslında mahalenin adı, bölgeye ilk yerleşen “kutiler” isimli azerbaycan kökenli aşiretten gelse de zaman içerisinde halk dilinde kötüler’e evrilmişti.
kötüler mahallesi, urfa’nın sur dışındaki ilk yerleşim noktası. merkezden uzaklık, mahalleyi uzun yıllar kaçakçılığın merkezi yapmış. işte, o mahallede doğan gazeteci yazar mehmet faraç da, aynı ismi verdiği kitapta muhitin en şaşaalı dönemi anlatmış. kitap öykü türüne sınıflandırılsa da faraç’ın anlatısı hem içerdiği dönemsel tahliller hem de bireysel tanıklığıyla tarihi bir vesika niteliği taşıyor.bu cümleler sizde didaktik bir metinle karşılaşacağım hissi uyandırmasın. bilakis faraç, kalemiyle öylesine duygu yüklü bir atmosfer yaratıyor ki okuyucuyu kötüler mahallesine dahil ediyor. hele dağ yatılarını anlattığı bir bölüm var ki pek az metin bana bu denli zevk vermiştir.
#urfa