peki, beni o çağların çocuklarını erken olgunlaştıran şey neydi? yok, öyle büyülü bir formül falan vermeyeceğim. hatta karpuzun olgunlaşma süreci ile aynı deyip, iyice basite indirgeyebilirim. beklemek. evet günümüzde çocuğun gelip ailenin tam merkezine oturmasıyla lügatimizde gitgide silikleşen sabır mefhumu bizim hayatımızın özetiydi. benim kuşağım “seneye” diyerek geçirdi çocukluk ve yeniyetmeliğini…
o nahif şarkıdaki gibi ankara’dan abim geldiğinde valiz açılır, siparişlerimiz yoksa, “seneye” derdi annem. bayramlık alırken, beğendiğimiz esemsport değil de gündelikte de kullanacağımız kundura alınır, “seneye” diyerek dindirilirdi gözyaşlarımız. doğum günlerinde yaş pasta hayallerimiz evde karbonat kokulu kekle birlikte yıkılırken, o sihirli kelime avuturdu bizi: “seneye”
bırak alışverişi, balkanlardan gelen soğuk hava dalgası bile urfa’ya bir türlü uğramaz, kardan adam yapma hayallerimiz bile müflis tüccarın borç defteri gibi mütemadiyen “seneye” devrederdi. ilkokula başladığımda annem “seneye” de giyerim diye önlüğümü o kadar büyük dikmişti ki, sınıftaki yeşil gözlü subay kızı neslihan’ın eteğinden bir iki parmak daha uzundu.
hasılı “seneye” atlı oldu biz yayan, kızılelması her fetihten sonra uzaklaşan türk ordusu gibi koştuk peşince. “seneye” merdanesiyle yoğrulmuş çocukların gözleri de haliyle anlık heyecanlarla kıpır kıpır değil, “seneye” bakışıyla mütevekkil ve sabır doluydu…
(fotoğraf notu: ben, yeğenim ilknur ve “seneye” büyüyüp binmek istediğimiz bisikletimiz: bozkurt…)
#urfa #doksanlar #nineties #nostalji #albumdenyansiyanlar #urfatarihi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder