“ağası var/ köyümün ağası var/ mevlam ellere ağa vermiş/ bizde de bu yağ tavası var…” m. dişli
insan
doğası gereği, meylini yanı başındakine değil uzaktakine yönlendirir.
hayatımızın merkezindeki nesneler de bu sebeple pek ilgimize mazhar
olmaz. ne zamanki şöyle bir nefeslenip, günlük rutin denen girdaptan
kafamızı kurtarıversek, eşyalar bize hikayesini açar.
daha önce
urfa’da sıtıl dediğimiz kova ile ilgili yazmıştım. bugün de tava
seslendi bana mutfaktan. farsçada kızartma demiri manasına gelen tava
kelimesi, zamanla dilimize ve evimize yerleşmiş. hem de öyle kıyısına
köşesine değil, mutfağımızın ve hatta kültürümüzün tam orta yerine…
şehirlerle
hemhal olmuş, her kent muhtevasını değiştirip adını vermiş tavanın
yanına: ankara tava, hatay tava, siverek tava demişiz.. bakırdan
dövülmüş, nesilden nesile aileleleri doyurmuş. sonra direnememiş
kolaycılığa, alüminyuma bırakmış yerini. asrileşme maceramıza paralel o
da teflona, granite dönüşmüş. yapı malzemesi değişse de işlevi ve eşkali
hiç değişmemiş.
peki, tava, bu kadar merkezinde olduğu evin hali
vakti ile ilgili bir şey söylemez olur mu hiç? varsıl evlerin
mutfaklarında vok tavalar, sos tavaları arzı endam ederken, yoksul
evlerde kulpunun plastiği düşmüş tavalar havlu ile tutulur. çatalla
çizilmesin diye ekmek banılır bir tarafta tavaya, diğer yanda çizilmez
tava ekmekle hiç tanışmamıştır varlığınca.
iyi hoş da nerden
çıktı bu tava bahsi diyeceksiniz. urfalı şair yazar mustafa dişli’nin
girişte alıntıladığım spontane şiirinden. onu da babamdan dinlediğim
kadarıyla anlatıp bitirelim tava bahsini…
tüm sanatlarda olduğu
gibi hicivde de mahir olan, mustafa amca, hatibi hatta her şeyi olduğu
cumhuriyet halk partisi’nden sırf ağa olduğu için milletvekili olan
necati aksoy bey’den bahsederken, bu şiiri irticalen söylemiş ve hem
yüreğini soğutmuş hem de literatürde tava üzerine ilk şiirin müellifi
olmuştur.
tavayı aracı kılınca eleştirisine, muarızları bir şey
diyememiş… sözün gücü o zamanlar granitten sert, söz sahibinin
karizması döküm tavadan muhkemmiş…
#urfa #mustafadişli #tava #hiciv #çizim
kitap, küçük harf, spor, türkü ve türk'e dair ne varsa sever. ülkü asya ve ali timur'un babası, urfalı
24 Temmuz 2022 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...

-
annemi yedi yıl önce bugün, son kez gördüm, arkasında pek çok gizem bırakarak yumdu gözlerini. yedi yıl geçmesine rağmen çözemedim pek çok...
-
dayım henüz beşikteyken anasını kaybetmiş. hayata onu koruyup kollayacak biri olmadan başlamış yani. tırnaklarıyla kazıyarak denir ya hani, ...
-
insan ömrü çok kısa. her mükemmel kitabı bitirirken bunun ayırdına daha iyi varıyorum. başımı kaldırmadan okusam dahi harikulade kitapların ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder