üzerine fikir üretilmeyen ideolojiler, çağın ruhundan uzaklaşıp, köhneleşir. bu sebeple türk milliyetçiliği ya da özel adlarıyla türkçülük ve ülkücülük üzerine bizim ve karşı mahalleden söylenen her yeni cümleye kulak kabartıyorum. hayati bice hocanın karar gazetesi’nde ‘ülkücülerin dekültürasyonu – cumhur ittifakı tabanının sosyokültürel değişimi yazısı’nı da bu minvalde çok kıymetli buldum.
eşyanın tabiatı gereği cumhur ittifakının iki bileşenin tabanları birbirinden etkileniyor. yazıda da bu mevzu derinlikli biçimde ele alınmış. ancak hayati hoca bu sosyokültürel sonucun evveliyatına hiç girmemiş. temel kaynak olarak saydığı ahmet arvasi başta olmak üzere necip fazıl, ahmet kabaklı hatta serdengeçti ile birlikte on iki eylül ürünü sentezcilik, aydınlar ocağı çevresi, ülkücü tabanda menzil başta olmak üzere dini gruplara geçişler ve bbp’nin kuruluş süreci de kanımca ülkücüler ve muhafazakarların kültürel alışverişinin zeminini oluşturuyor.
milliyetçilik fikrinin devletçilik tarafından yutulma meselesi var şüphesiz. sosyal genetiğimize işlemiş kutsal devlet algısı, milliyetçiliğimizin millet için değil devlet için yapılmasını beraberinde getiriyor. türkçülük, tarihsel olarak, devlet yönetimindeki arızalara karşı çıkış üzerinden hayat bulan bir ideoloji . ittihat ve terraki’nin tarih sahnesine çıkışı, kırk dört olayları ve seksen öncesi retorik de devletçi değil bilakis müsesses nizama karşıdır.
ancak seksen darbesi ve devamında yaşananlar koruması hayli güç olan bu konumu etkilemiş. türk milliyetçiliği fikri, kademeli olarak, toplumsal reflekslerini yitirerek, güvenlikçi bir zemine oturmuştur. bu mevzuya ilişkin bir okumayı geçmişte ülkücü ozanlar üzerinden yapmıştım. sol müziğin odağında ağırlıklı biçimde toplumsal meseleler varken, ülkücü sanatçılar - ozan arif’i istisna tutarsak- güvenlik meseleleri ve aşk konularının ötesine geçmiyor.
umarım, hayati hoca’nın yazısı bu konu üzerine bir beyin fırtınasının fitili ateşler. katılanların şerhleri kadar, muhaliflerinin antitezlerini de heyecanla bekliyorum. çünkü biliyorum ki büyük türkçü namık kemal’in de dediği gibi “müsademe-i efkârdan bârika-i hakikat doğar.”
#miliyetçilik #ülkücülük #muhafazakarlık
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder