21 Ağustos 2025 Perşembe


ülkü asya, “babiş yaşanacaksa diye çok güzel yeni bir şarkı var dinleyelim mi?” diyor. Her şeyi biliyorum ya, “ee, o yeni değil, çıtır kızlar söylüyor” deyiveriyorum. bir süre bakışıyoruz. nihayet öğreniyorum ki manifest diye bir grup kurulmuş ve şarkı otuz yıl sonra tekrar popüler olmuş.

birkaç gün sonra antrenmana giderken, ‘haydi gel benimle ol’ dinleyelim diyor bu kez. içimden, aslan kızım, sezen aksu hayranı, aferin ona… derken, hoparlörden gelen introyla yüzü asılıyor. n’oldu yahu, yine mi olmadı? olmamış. ülküş, güneş isimli hanımefendinin söylediği yeni versiyonu istiyormuş. al sana taş gibi kuşak çatışması.

youtube ya da spotify kaptital düzenin gereği ikimizi de avcunda tutmayı biliyor. şarkının eski ve yeni hallerini alt alta verip, ikimizin de gönlünü yapıyor ammavelakin geçenlerde öyle bir şey oldu ki buna artık kuşak çatışması falan denmez. sosyal bilimciler belki kolları sıvayıp yeni bir isim bulurlar umuduyla anlatacağım size.

yazmak, çizmek, okumak gibi pek matah olmayan şeyler elimizden geliyor şükür. lakin tornavida, pense, kargaburun falan hak getire. sırayla yazdığıma bakmayın, yan yana olsalar arçil ile şota’yı görmüş gibi olurum. hepsi aynı bu alet edevatın. en büyük korkum ampulün patlaması desem daha iyi anlarsınız belki halimi. 

geçen, dolabın askısı düşünce, “bu makus talihi yeneyim” dedim artık… fakat yine tornavidaya bulaşmaya cüret edemeyip, zihni sinir projeler ürettim. ben bunu yapıştırayım düşüncesiyle içeriye girip, kendi halinde oynayan çocuklara, “saddam bandını gördünüz mü?” diye soruverdim yanlışlıkla. tamlamanın ağzımdan çıkmasıyla yaptığım hatanın farkına vardım ama çok geçti…

çocuklar bir açıklama için yüzüme bakıyorlardı. filmi şöyle bir geri sardım. cnn’den canlı izlediğimiz savaş, okul bahçesinde sivil savunma görevlisinin velilere tavsiyeleri, dükkandan getirdiğimiz siyah astarlarla camları kaplamamız, sonra koli bandı adıyla anılacak saddam bandının hayatımıza girişi.. girdiği gibi karaborsaya düşüşü, turgut özel, baba bush… doksanlar kara deliğine doğru sürükleniyordum. 

durdum ve babalığın bana verdiği güçle “saddam nereden çıktı, yorgunluktan kafa mı bırakıyorsunuz, koli bandı işte ya!” diye bastım fırçayı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...