“hetice üşimsen? dedi annesi. hatice başını iki yana salladı. annesi yine de battaniye ile iyice sarmaladı sekiz dokuz yaşlarında görünen kızı. baba hatice’den taraf baktı, bir yandan bıyıklarını ısırırken.
onca saat olmuş hala şoku atlamamışlardı. gece yarısı kopan gümbürtü herkesin sesini alıp götürmüş gibiydi. hatice’nin sekiz yıllık suskunluğuna bugün onlar da ortak olmuştu.
ne kadar vakit geçti bilinmez. zaten depremden sonra zaman kavramı yitirmişlerdi hepsi.
sessizliği bozan yine kadın oldu. “hesan, dilleri yedirmesagh belki şimdiye konuşmuştu hetice, o gün çoh korktı” dedi.
hasan diye seslendiği kocası duymamış gibiydi. gözlerini arabanın ön camına sabitlemiş, gece yarısı apar topar çıktıkları evlerine bakıyordu. o kurban bayramını hatırladı bir kez daha.
hatice dört yaşına gelmiş ama konuşmuyordu. konu komşu her gören bir fikir veriyordu. hasan da dayanamamış, kurban kesen herkesten hayvanların dillerini istemişti. bir leğen dolusu küçüklü büyüklü dille kapıyı çaldı. kan içindeki dilleri görünce kapıyı açtığı gibi kapattı hatice…
“çok korkmuş” demişti götürdükleri doktor, “ondan bayılmış…”
iki yıl sonra bir cuma gecesi hekim dede türbedarının sürdüğü kocaman anahtar da hatice’nin dilini açmamıştı.
hasan çok da gitmedi sonra üstüne. baba, kız kendi aralarında bir dil oluşturmuşlardı.
karısı ise hiç vazgeçmemişti. her hafta yeni bir reçete deniyordu. daha geçen cuma, aktardan topladığı otları kaynatmıştı.
“yedi gün üst üste kuşluk vakti bu suyu içir, sekizinci gün bülbül gibi şakır” demişti sultan teyze.
sabahtan bu yana alayım diyordu şişeyi. aklı orada kalmıştı.
hasan’ı düşüncelerinden uyandıran yine karısı oldu. “hesan alıp, gelim nolur. bu sefer olur belki, saati biraz geçti en azından günü geçirmeyag” dedi.
hasan karısının inadına boyun eğmekten başka çaresi olmadığını anladı. “tamam zeliha get ama, gözüyü sevim, hemen al gel. girmeyin deyiler evlere…” derken, zeliha kapıyı açmıştı bile.
iki üç dakika geçmişti ki araba rüzgâra tutulmuş yaprak gibi sallanmaya başladı. ardı sıra akşamkinden de beter bir sesle birlikte, az önce zeliha’nın kapısından girdiği apartman yerle bir oldu.
hasan kapıyı açtı ama adım atamadı. olduğu yere çöktü.
arabanın diğer kapısı da açıldı.
ardı sıra bir çığlık yankılandı mahşer yerine dönmüş mahallede. hem hasan hem de mahalleli bu sesi daha önce hiç duymamış olsa da, kimin bağırdığına emindi.
“anneeeeee….”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder