mustafa çalışkan amca vefat etmiş. mekanı cennet olsun. seksen sonrası ülkücü teşkilatların ayağa kalkması için cansiperane mücadele eden isimsiz kahramanlardandı. ballı, nallı partilerde ikbal arandığı dönemde çileye talip olmak her babayiğidin harcı değildi. o dönem urfa’da milliyetçi hareket deyince akla gelen isimlerden üçü mustafa amca, halil öztop amca ve babamdı.
elbette pek çok kıymetli şahıslar vardı. bu üç ismi aynı parantez içine alma sebebim ise ülküdaşlıklarının yanında ömürleri boyunca kumaşla haşır neşir olmalarıydı.
bence, hekimler için söylenen “tıbbiyeden her şey çıkar, arada bir de doktor çıkar” sözü pek ala, kumaş erbabı için de kullanılabilir. emin olun bu kez mübalağa etmiyorum. yerel başlayayım genele geleceğim.
urfa’da milliyetçi camianın manifaturacı ve terzilerini söyledim zaten. ünü urfa sınırları dışına çıkan halk partili mustafa dişli amca da terzidir. hatta uzun yıllar terziler derneği başkanlığını yapmıştır. dişli amca’dan sonraki başkan numan tuğbay amca ise milli görüş hareketi içinde epeyi mesai yaptı. yine bir terzi mehmet yeşilnacar ise nurcuların en önde gelen isimlerindendi.
peki urfa’da durum böyleyken ulusal çapta durum farklı mı?
necip fazıl deyince hemen akla gelen nev’i şahsına münhasır münevver said çekmegil de tabii ki bir terzidir. yüksük ve iğne ile fikir üretmek sağ cenahla sınırlı değil. fatsa’nın belediye başkanı sosyalist hareketin mihenk taşlarından meşhur terzi fikri’yi bu listeye eklemeden olmaz. kürtçülerin de terzisi var tabii ki. sonraları eşi leyla zana ondan şöhretli olsa da mehdi zana’nın kariyeri terzilikten belediye başkanlığına gitmişti. türkiye için durum böyleyken dünya’da da pek farklı değil. fransa’da feminizm ve sosyalizm hareketlerinin erken dönemine damga vuran isimlerden jeanne deroin bir terziydi.
idris aleyhiselam’ın piri olduğu bu meslek nasıl olup da içtimai hareketlere yön verdi? bu başka bir yazı konusu olabilir. en iyisi şimdilik gülten akın’ın şiiriyle noktalamak
“terzinin hasıydı bizi teyelleyen/ tirşe denizlerden kurşun dağlara/ geçmiş gecelerden gelecek güne/ öyle özgür, öyle özgürlüğe sevdalı/ istese dağları eritirdi soluğuyla/ kıyamet dudağının iki ucundaydı/ mapusta öldü”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder