29 Mart 2024 Cuma

doksan altı yazı, gazeteler her zamanki işgüzarlıklarıyla, ülkeye yıldız yağdırıyor. yazarken gül gül öldüklerini düşündüğüm haberlerde kimler yok ki. düşünsenize hagi bile yazıyor adamlar. çok değil iki yıl önce, abd’deki dünya kupası’nda aklımızı başımızdan alan gheorge hagi; namı diğer karpatların maradonası.

bir mucize gerçekleşiyor ve rumen yıldız barcelona’dan gelip, imzayı atıyor. ertesi gün gazetede faruk süren ile ergun gürsoy’un arasında hagi’nin en az onlarınki kadar kötü bir takım elbise ile fotoğrafını gördüğümde bile inanamıyorum.

şans bu ya, o zamana kadar en azından bir kısmı açık kanaldaki maçlar, cine beş tarafından şifreye geçiriliyor. bir de hagi ilk çıktığı vansspor maçında iki gol birden atmasın mı…

cimbom ikinci haftada da trabzonspor ile oynuyor. ben dükkanda kurdeşen döküyorum. 

pasajımızın altındaki altmış üç bilardoda cine beş yayını var. ama efes’in tombul şişelerinin ve merit royal’ı aratmayan bir kumar döngüsünün olduğu bu mekana girmek için, on üç yaşındaki benim, babamdan izin almam hagi’nin transferinden bile sürreal bir vaka…

daha fazla dayanamayıp sürahiyi kapıyorum, “baba ben bi su getireyim” deyip cevabı beklemeden çıkıyorum. salondaki su sebiline sürahiyi koyup, televizyonu kolluyorum. maçta on yedi dakika geride kalmış. çok geçmeden galatasaray serbest vuruş kazanıyor. topun başında da hagi var. rumen yıldız hafif gerilip, otuz altı numara ayağıyla topu doksana lamba gibi asıyor.

bütün gücümle bağırıyorum, “gooooool”

maçın heyecanından beni görmemiş olanlar bu vesileyle fark ediyor hemen. on sekiz yaşından küçüklerin girmesi yasak malum mekanda… salonun sahibi paşa amcanın öfkeli bakışı karşısında ezilirken, bir terliğin suya basışını ve ensemdeki şaplağın sesini senkronize bir şekilde duyuyorum.

paşa amcanın oğlu kaya abi, ayakları ıslak, “oğlum ne yapıysan, her yeri su etmişsen” diyor.

öylelikle fark ediyorum, muhtemelen sürahinin daha serbest vuruş kazanılmadan dolduğunu ve devamında akan su ile salonun zemininde ufak çaplı bir göl oluştuğunu…

acı olansa ne şamarı yiyen ben, ne de kaya abinin hagi’yi kıskandıran vuruşunu izleyen salon ahalisi bu müthiş golün tekrarını görebiliyoruz...


#hagi #gheorgehagi


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...