21 Mart 2022 Pazartesi

 


nevruz, noel, nardugan, mekke, annem ve urfa...

yurdum insanı, yıllardır her konuda asgari müşterekte buluştuğu için bir konuda da ayrı düşelim bakalım ne olacak merakıyla olsa gerek, on bir ocak'taki mekke’nin fethi ile yirmi altı aralık’taki noel yortusunu, otuz bir aralık’ta buluşturup, sonra da onun üzerinden birbirini tekfir ediyor. bu hal epeydir sürerken, bizim camia da duruma kayıtsız kalamadı ve "nardugan’dır o noel olsa duramazsınız" diyerek, ayaz ata eşliğinde mevzuya afili bir giriş yaptı…

yılbaşı arifesinde ortalık toz duman diye yazmadım lakin nardugan bizim ailede kutlanırdı ammavelakin yirmi bir ya da otuz bir aralık’ta değil, yirmi bir mart’ta. ailenin kam anası olarak annem, sultan navruz dediği bugün için güzden özenle nar saklar, bizlere o gün mutlaka beyaz giydirir kendisi de beyaz giyerdi. eğer özel mani yoksa bugünü doğada geçirmek için de urfa deyimiyle, dağa (pikniğe) giderdik. nar dağda kırılır, herkes şifa niyetine kısmeti kadar nasiplenirdi…

şimdi, diyeceksiniz ki bu bildiğimiz nevruz bayramı… hayır efendim, burada anlatılan adetler, bering boğazının yanında nardugan olarak kutlanan bayramın anadolu içlerine ulaşırken, iklimsel koşullar sebebiyle, adetlerinin korunarak, tarihinin mantıklı bir değişime uğramasıdır. hatta bir başka deyişle iki kadim bayramın, cem edilmesidir. nardugan adetlerini nevruza taşıyan annemin kamlığı bununla mı sınırlıydı peki? elbette ki hayır..

o, kayınvalidesinden aldığı el sayesinde eski türklerdeki şifacılık özelliklerine sahipti. ben gece yarısı çok bebeğin, iki büklüm ağlayarak evimize gelip, gülücükler atarak ayrıldığına şahit olmuşumdur. onun taklit yerine yansılamak, tanrı misafiri yerine tengri mısafırı dediğini, bize beğribörekten, beğliboz’un he’keti diye anlattığının aslında dede korkut’un bamsı beyrek’i olduğunu, çocuğu olmayanlar için “göğerden görklü gök çadırlı hazretlerinin yanında çok, bi tene de onlara nasip eder inşallah” diye dua edişini, çok sonra anladım. türk mitolojisi üzerine okudukça da şaşırmaya devam ediyorum. 

neyse konudan uzaklaşmayalım, evvela kökü mazide, dalları atide bir millet olarak, anadolu’ya gelirken nardugan’ı tuva türklerine bırakmadık, onu da atımızın heybesinde getirdik. ayrıca benim ilkokul sırası görmemiş annemden, bir çırpıda bu kadar şey çıkardığıma göre, halk bilimcilerimizin hiç fakülte binasına girmeden anadolu’yu karış karış gezip, kadim kültürümüzü kayıt altına alması gerekiyor…

#nardugan #nar #urfa #türkmitolojisi


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...