23 Nisan 2024 Salı


mustafa çalışkan amca vefat etmiş. mekanı cennet olsun. seksen sonrası ülkücü teşkilatların ayağa kalkması için cansiperane mücadele eden isimsiz kahramanlardandı. ballı, nallı partilerde ikbal arandığı dönemde çileye talip olmak her babayiğidin harcı değildi. o dönem urfa’da milliyetçi hareket deyince akla gelen isimlerden üçü mustafa amca, halil öztop amca ve babamdı.

elbette pek çok kıymetli şahıslar vardı. bu üç ismi aynı parantez içine alma sebebim ise ülküdaşlıklarının yanında ömürleri boyunca kumaşla haşır neşir olmalarıydı.

bence, hekimler için söylenen “tıbbiyeden her şey çıkar, arada bir de doktor çıkar” sözü pek ala, kumaş erbabı için de kullanılabilir. emin olun bu kez mübalağa etmiyorum. yerel başlayayım genele geleceğim.

urfa’da milliyetçi camianın manifaturacı ve terzilerini söyledim zaten. ünü urfa sınırları dışına çıkan halk partili mustafa dişli amca da terzidir. hatta uzun yıllar terziler derneği başkanlığını yapmıştır. dişli amca’dan sonraki başkan numan tuğbay amca ise milli görüş hareketi içinde epeyi mesai yaptı. yine bir terzi mehmet yeşilnacar ise nurcuların en önde gelen isimlerindendi.

peki urfa’da durum böyleyken ulusal çapta durum farklı mı?

necip fazıl deyince hemen akla gelen nev’i şahsına münhasır münevver said çekmegil de tabii ki bir terzidir. yüksük ve iğne ile fikir üretmek sağ cenahla sınırlı değil. fatsa’nın belediye başkanı sosyalist hareketin mihenk taşlarından meşhur terzi fikri’yi bu listeye eklemeden olmaz. kürtçülerin de terzisi var tabii ki. sonraları eşi leyla zana ondan şöhretli olsa da mehdi zana’nın kariyeri terzilikten belediye başkanlığına gitmişti. türkiye için durum böyleyken dünya’da da pek farklı değil. fransa’da feminizm ve sosyalizm hareketlerinin erken dönemine damga vuran isimlerden jeanne deroin bir terziydi.

idris aleyhiselam’ın piri olduğu bu meslek nasıl olup da içtimai hareketlere yön verdi? bu başka bir yazı konusu olabilir. en iyisi şimdilik gülten akın’ın şiiriyle noktalamak

“terzinin hasıydı bizi teyelleyen/ tirşe denizlerden kurşun dağlara/ geçmiş gecelerden gelecek güne/ öyle özgür, öyle özgürlüğe sevdalı/ istese dağları eritirdi soluğuyla/ kıyamet dudağının iki ucundaydı/ mapusta öldü”

20 Nisan 2024 Cumartesi


vicdanlara ateş düşüren bir ölümdü sinan ateş’inki… gazi çocuğu, dava adamı, akademisyen, yazar, baba, eş, evlat gibi pek çok unvanı taşıyan sinan ateş, başkentte sokak ortasında güpegündüz katledildi. olayın adli yönü aydınlatılmayı beklerken, sinan ateş’in sevenleri onun hatırasını kelimeler döküp, sıcağı sıcağına bir kitapla ölümsüzleştirdi.

kitap, ateş’in akrabaları, öğrencileri, öğretmenleri, teşkilattan arkadaşlarının onunla ilgili yazdıklarının bir araya gelmesiyle vücut bulmuş. “sinan ateş yaşar hatıralarla” belki edebi yönü çok kuvvetli bir eser değil. lakin ateş’i tanıyanların ağzından anlatılanların duygu yoğunluğu eserin anlatımındaki eksikleri tahkim ediyor. okuyucu ateş’in yaşamına dair pek çok anekdotu bir arada bulma imkanı buluyor.

ateş’in ailesi, ömrü kitaplarla geçmesine yakışır biçimde, sinan ateş’in hatırasını bir kitapla yaşatmış ve hem bu cinayetin gündemden düşmesinin önüne geçmiş hem de tarihe not düşmüş. bu değerli çaba kitapseverler tarafından da ödüllendirildi. türkiye’nin en büyük kitap satış sitesi, kitapyurdu’nda yapılan oylamada eser, yılın en iyi hatıra kitabı ödülüne layık görüldü.

sinan ateş’in yaşamını merak edenler için iyi bir kaynak olan eserin hemen her sayfasında adalet beklentisi tekrar ediliyor ben de esere dair yazıyı bitirirken aynı temennilerde bulunayım. umuyorum ki bu vahşi cinayet en kısa sürede aydınlanır. zira doğruların ortaya çıkması hem ateş’in ruhunun ızdırabını dindirecek hem de bu cinayeti fırsat bilip nifak tohumları ekenlerin önüne set çekecektir.

#sinanateş #sinanateşyaşarhatıralarla

16 Nisan 2024 Salı


vatkalı ceketler, oksijenli suyla sarartılmış saçlar, gün aşırı piyasaya çıkan yeni popçular, kuponla dağıtılan envaı çeşit eşya, mahallenin muhtarları ve bizimkiler, galatasaray’ın avrupa’yı dize getirmesi, tetrisler, atari salonları… şeklinde uzatılabilecek bir liste doksanlar deyince bir çırpıda aklıma gelenler…

doksanlara dair kötü hatıra mı? tabii ki var: arap bacı ile kardeşi. boş yere anımsamaya çalışmayın. bir televizyon dizisi yahut romandan bahsetmiyorum. halamların evinin girişindeki duvarda asılı iki  heykelcikti onlar. tabii, böyle deyince masum iki obje gibi gelmesin size.

hayvan mezarlığı, elm sokağı kabusu hatta sadettin teksoy değil de bu ikisi benim çocukluğumun kabusuydu. halamlara her gidişimde kapının açılmasıyla bu iki heykelcikle göz göze gelirdim. 

annemin anlattığı bir dudağı yerde bir dudağı gökteki dev karılarının başrolde olduğu masalların etkisi midir bilmem, arap kardeşler halamın bir boşluğuna denk getirip duvardan indikleri gibi beni yanlarına katacak ve uçan halılarıyla çöle götürecekler gibi gelirdi. gündüz korktuğum kafi değilmiş gibi gece de gözlerimi kapamamla birlikte arap kardeşler kovalar ben kaçardım.

bir gün yine aynı korkularla halamlara gittim. lakin kapının aralanması ile birlikte arapların yerinde olmadığını gördüm. devamı ağzım kulaklarımda geçen ziyaretimin sonunda halam bana bir de “al bu benden hediye”deyip, elime ayakkabı kutusunu tutuşturdu. arap kardeşler gitmekle kalmamış. bahtım da açılmıştı.

apartmandan çıkar çıkmaz yeni esemsporlarımı görmek için hemen kutuyu açtım. ama ne göreyim, içinde ayakkabı yerine buruşmuş gazete sayfaları vardı. hani halam benim gibi gayriciddi biri olsa kötü bir espriyle karşı karşıyayım diyecektim.

elimle kutuyu şöyle bir yokladım ve gördüm ki benim arap kardeşler gazeteye sarılı biçimde elimde duruyordu. evvela bir irkilsem de uzun sürmedi. duvardan inince bütün güçlerini kaybetmiş gibi elimde sadece porselenden yapılma iki minik heykelcik vardı. hatta zamanla sevdim ve oyunlarımıza bile girdi bu ikisi.

halam sonraları söyledi. ben her geldiğimde arap kardeşlerden gözümü alamayınca o da çok seviyorum diye düşünüp bana hediye etmeye karar vermiş :)

#doksanlar #arapbacı

6 Nisan 2024 Cumartesi


ninja kaplumbağalar var her gün televizyonda. en sevdiğim kaplumbağa mikelanjelo. ançüezli pizza yiyor. ançüez ne bilmiyorum. bizim ana beslenme maddeleri balcan, isot, frenk. ama mikelanjelo başta olmak üzere ninja kaplumbağaların resimlerini çok güzel çiziyorum. tuvalim yok. kışın soğuk geçirmesin diye halının altına serilen buzdolabı kutularını kullanıyorum.

aşağıda top oynarken ninja kaplumbağaları kaçıracağım diye ödüm patlıyor. ablama sıkı sıkı tembihliyorum. başlayınca balkondan seslen bana, diye. demesine diyorum ama aklımdan hiç çıkmadığı için onun seslenmesine mahal vermeden tam vaktinde evde oluyorum her seferinde.

merdivenleri koşar adım çıkarken beşinci katta mutlaka duruyorum. on numaradan bir ud sesi geliyor her seferinde. ibrahim amca ud çalıyor. daha doğrusu çalmak değil onunki. sanki ruhundan üflemiş uda, sonra da canlanan çalgı ile oturmuş hasbihal ediyor dersiniz, iki dakika kulak verseniz. sadece ud değil. ibrahim amcanın mevlevi kardeşi mercan amca da var. ev ud, bendir, ney… bilumum yürek yakan alet dolu…

o gün de tam saatinde ninja kaplumbağalar için evdeyim. annemler damda isot çıkarıyor. kazınan karnım için dolabı açıyorum. pespembe drajeler çarpıyor gözüme. bir tane atıyorum ağzıma. emiyorum biraz lakin tadı tipi kadar güzel değil. yine de art arda birkaç tane yutuveriyorum. 

çok geçmeden ninja kaplumbağaların ortasına doğru gözlerim kapanıyor. başka zaman olsa fark edilmez ama damdan inen ablam hayra yormuyor. mikalenjelo maceradan maceraya koşarken uyumamı…

beş dakika içinde teyakkuz haline geçiyor bütün ev. annem koşup reşide teyzeye rica ediyor. yusuf ölüyor, ibrahim beğ hastaneye yetiştirsin diye. ibrahim amca udunu bırakıp sarı mersedesiyle beni acile götürüyor. midem yıkanıyor. annemin ilaçlarını direkt yuttuğum için kana karışmamış. evvel allah sonra ibrahim amca sayesinde yedi yaşın sonrasını da görmek nasip oluyor.

yıllar geçiyor ben mikalenjelo ile değil ama yakın dostu eprıl ile meslektaş oluyorum. ibrahim amcanın kapı arkasından dinlediğim ezgileri ise eprıl’dan da mikalenjelo’dan da ünlü oluyor: “kınıfır bed renk olur, aşka düşen deng olur…”

#ibrahimözkan #teenagemutantninjaturtles #ninjakaplumbağalar #drawing

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...