ufuklar ardı bizim
tenasühün varlığı farklı sahalarda çalışma yapan ilim erbabının üzerinde hep tartışageldiği bir mevzudur. görünen o ki dünya dönmeye devam ettikçe de bu tartışma sürecek. reenkarnasyon konusunda uzman olmasam da ben ruhun tekrar bedenlendiğini savunanları mutlu edebilecek birini tanıyorum: şair mehmet ali kalkan ağabey…
o, dede korkut gibi boy boylayan soy soylayan, aşkı yunus gibi yaşayan, isyanını köroğlu’nca dile getiren, doğayla karacaoğlan misali hemhal olan, aşık veysel gibi gönlüyle gören, neşet ertaş gibi anadolu kokan; hasılı türkün tarih sahnesine çıkışından bu yana söz varlığından izleri mısralarında bulacağınız bir şair.
ilk eseri “gök aradık tuğlara” ile, bencileyin şiirden anlamayan gönüllerde bile deprem etkisi yaratan mehmet ali ağabey, ufuklar ardı bizim ile de türkçe’yi bir abı hayat gibi, bizlere en yalın en çarpıcı ve en çok ihtiyacımız olan haliyle sunuyor. gitgide sloganlara sıkışıp kalan türkçülüğü okuyucusuna mest edercesine estetize ediyor.
ufuklar ardı bizim, ötüken neşriyat etiketiyle, kitapçılarda; aşka, vatana, doğaya, varoluşa, inanca, kavgaya hasılı insana dair gönül telinin titremesini isteyen okurları bekliyor. yazıyı bitirirken, mehmet ali ağabey’in bir sonraki eserinin, sosyal medyada peyderpey paylaştığı, hatıratı ve türk siyasetiyle, edebiyatına iz bırakmış portrelerin derlenmesi olur umarım, diyerek talebimi de paylaşayım.
“sinesi saf ne güzel/ insanın merdi bizim/ gül’ce sarraf ne güzel/ kelamın yurdu bizim/
günü gelir kurur su/ günü gelir durur su/ günü gelir korur su/ ufuklar ardı bizim..”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder