14 Haziran 2022 Salı

 


her şeye yabancı olmak…

üstad erkan oğur’un imzasının yer aldığı eşkıya filminin müziklerini yıllardır dinlerim. o albümden kısacık bir parça ise hem tınısıyla hem de ismiyle gelip, yüreğime dokunur her seferinde: her şeye yabancı olmak…

yirmi altı yıl önce verilen bu isim en az beste kadar çarpıcıdır bence. henüz naylon çağın, insanları her şeye yabancılaştırmadığı bir dönemde, bu adla bir beste yapmak, bir dehanın yansıması kabul edilmelidir.

kafamın içinde dönüp duran, bu eseri, zihnime mıh gibi çakılmış bir başka görüntü ile birleştirdim nihayet. her şeye yabancı olmak, çocukluğunun geçtiği evlerden birine, yıllar sonra bir kayıp vesilesiyle, mütereddit adımlarla girmektir.

adını bilmediğin komşular sana merhametle bakarak, aradığın şeyin yerini söylediği zaman anlarsın her şeye yabancı olduğunu. yıllarca yakalanma korkusuyla nice paketi buruşturup attığın balkonda, çektiğin duman burun deliklerinden çıkarken fark edersin yabancılaşmayı…

sıvadaki tanıdık döküklüğe, duvardaki bir lekeye, buzdolabı üstünde sararmaya yüz tutmuş bir resme yahut eve sinmiş olan o bildik kokuya dalıp gitmişken, tanıdık bir zil sesi ile kendine gelirsin. ama kapıdan tanımadığın biri girer.

eksik ya da fazla gurbete giden herkesin öyküsüdür bu.

sıladaki ev bir derin dondurucu gibi muhafaza eder anıları. saat işlemez pek orada… lakin küser bırakıp gidene bir müddet sonra… oraya aitken çıkılan uzun yolculuk, her şeye yabancı olarak nihayet bulur.

hikaye kopmuştur bir kere, başkalarının öyküsünde şöyle bir görünüp, çıkabilirsin ancak.

ölünce geldiği yere, toprağa döner insan, sıladan bir kez ayrılınca ise, artık her şeye yabancı olduğu bir yere…

belki de bu yüzden, ayrılık ağırdır ölümden…

#sıla #gurbet #herşeyeyabancı #memleket #diaspora #erkanoğur

efendim, toprağından tarih fışkıran mümtaz memleketimde devam eden on iki tepe kazılarında, geçtiğimiz günlerde leğen benzeri bir nesne bulu...